26 Ocak 2012 Perşembe

İstanbul Facebook kullanıcı sayısında 2. sırada

SocialBakers'ın şehirler istatistiğinde İstanbul 2. sırada. Yalnız burada Ankara bana garip geldi. Nüfusu bile 5 milyon olmayan şehrin, 6 milyondan fazla Facebook kullanıcısı olmasına ne denir? :)

List of cities on Facebook

# City Country Users Pen.
1. Jakarta Indonesia 17484300 80.20%
2. Istanbul Turkey 9602100 85.58%
3. Mexico city Mexico 9339320 50.67%
4. London United Kingdom 7645680 91.90%
5. Bangkok Thailand 7419340 89.50%
6. Buenos Aires Argentina 6568940 53.02%
7. Ankara Turkey 6549680 171.91%
8. Kuala Lumpur Malaysia 6514780 119.10%
9. Bogota Colombia 6400520 86.03%
10. Madrid Spain 5951500 116.01%
11. Caracas Venezuela 5353220 200.50%
12. Santiago Chile 5229400 92.88%
13. Rome Italy 4306600 157.18%
14. New York United States 4290760 21.36%
15. Sao Paulo Brazil 4068940 21.26%
16. Paris France 4019360 38.54%
17. Los Angeles (CA) United States 3956560 26.86%
18. Mumbai India 3672500 18.80%
19. Chicago (IL) United States 3056280 33.85%
20. Manchester United Kingdom 2646420 117.62%

17 Ocak 2012 Salı

İstanbul'un bittiğinin bir başka göstergesi

Dün akşam saatine kalınca köprüyü geçemedik. Metrobüsle Anadolu Yakası'na geçmekti sadece hedefimiz ama Zincirlikuyu'ya gelmeden metrobüs durdu. Bir süre bekledik, sonra kapılar açıldı ve indik, yürümeye başladık. Sebep ise Zincirlikuyu'daki rampa kar sonrası buz tuttuğundan ilerlemiyordu araçlar. Sonra köprüye doğru yürümeye başladık. Kar ise hafiften yağıyor, yerde öyle ciddi birikme yok ama yol üzerinde hafiften buz var. Ortada belediyeye ait tek bir temizlik ve tuzlama aracı yok. Araçlar zor ilerliyor, insanlar yollarda. Köprü'nün tam girişinde polis memuru önce müsaade etmemişti ama kalabalık çoğalınca sanırım amiri ile konuşup yayalara müsaade etti. Bu arada yol üzerinde kimi arabalar ve servis minibüsleri de insanları alıyordu. Ortasına kadar yürüdükten sonra bizde bir arabaya bindik. Ufak ufak ilerleyerek köprüyü geçtik ama sonrasında trafik ilerlemedi. Yoldaki buz arabaların kalkışlardaki patinajlarından belli. Kimi arabalar ise yolda kalmıştı. Bu arada henüz metrobüs yoktu. Bizi aracına alan arkadaşla muhabbet filan derken epeyce zaman geçti (1 saat fazlasıdır) ama daha Altunizade ayrımına yeni gelmiştik. Sonrasında biz indik. Metrobüsler görünmeye başlamıştı. Metrobüs durağına geçtim ve Söğütlüçeşme yönüne bindim. Metrobüs için 5 dakika sürmeyecek yol yarım saatten fazla sürdü. Oradan trene geçtim. Maltepe'den sonra ise Anadolu yakasında kar neredeyse yoktu.

Şimdi; kar yağacağı söyleniyor ve uyarılar yapılıyor ama belediyenin bir hazırlığı yok. Öyle aman aman bir yağış yok. Tüm trafik durduğu gibi belkide çalışması gereken en önemli toplu taşıma aracı durmuş durumda. Avcılar yönüne de durum aynı.

Böyle basit bir meselede bile kilitkenen trafiği, akmayan yaşamı görünce büyük depremi düşünemiyorum bile. Evet şehir kalabalık, dağınık ve anlamsız. İstanbul bitmiştir. Olağan şartlar da çözümü de olduğunu pek sanmıyorum. Olağan olmayan bir durum gelip ve çözecek bu krizi.

10 Ocak 2012 Salı

4 Ocak 2012 Çarşamba

Trafik Sorunu Çözülecekmiş!

Haberlerde başkan Topbaş trafik sorununun bir kaç seneye kadar çözülmüş olacağını ve minibüslerin kaldırılacağını belirtti.

Belli hatlarda rahatlamalar olacağına inanıyorum ama sorun çözülecek dediniz mi trafikte sıkışıklık bitecek demektesiniz.Nüfusu ve yerleşim alanı sürekli artarken, belirli bölgelerde yüksek katlı konutlar ile yoğunluk artışı sürerken birkaç sene sonra nasıl çözülmüş olacak bilemiyorum. Yapabileceğiniz en iyi şey ana hatları rahatlatmak olabilir.

Minibüsler hepimizin şikayetçi olduğu bir toplu taşıma aracı ama kullanmak zorunda iseniz de bir o kadar gerekli olduğu aşikâr. Hat verimli değilse zaten minibüsçü o hatta çalışmaz. İhtiyaç kalmadığında kendiliğinden hattan çekilecektir. Bir kaç bölgeye yapılacak (8 imiş)  "havaray" sistemi koskoca İstanbul'un belki yüzlerce minübüs hattını ne kadar eksiltebilir?

Elbette araç trafiğini de rahatlatmak gerekli, öncelik toplu taşıma araçlarının olmalıdır ki tercih edilsin. Bugün Metrobüs'e insanlar kasaya atılmış domates gibi tıkılıyorsa bu tamamen aynı mesafeyi en kısa sürede alabileceği ulaşım aracı olduğu içindir.

Belediyenin işi trafik meselesinde çok çok zor. Ama çözülecek demek abartı olmuş.

3 Ocak 2012 Salı

Tuzla-Silivri ve İstanbul

İstanbul'un bir ucundan bir ucu neresi? Güney-kuzey, doğu-batı olarak nereyi konuştuğunuza göre bu değişse de İstanbul için aslında daha nettir: Tuzla-Silivri iki uç noktadır.

Tuzla'dan gündüz vakti yola çıkıp en az araçla yol almaya kalktığımızda otobüs-metrobüs-otobüs şeklinde bir yol izleyerek gidebiliriz. Tuzla-Çayırbaşı; Çayırbaşı-Zincirlikuyu, Zincirlikuyu-Avcılar, Avcılar-Silivri şeklinde 4 sefer araç değiştirerek 3.5-4 saat süren bir yolculuk yapmamız gerekiyor. 130-140 km kadar da bir yol yapıyoruz bu süre zarfında. Kuş olsanız zaten 100 km mesafe alırsınız. 10,35 TL maliyeti vardır. Araya vapur-tramvay gibi çeşni eklemek isterseniz süre ve maliyet biraz daha artacaktır. Farklı yerlerde in-bin alternatifleri de mevcuttur.

Başka hangi dünya şehrinde böyle bir mesafe vardır? bilemiyorum.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Sultanahmet'te Neler Oluyor?

Sultanahmet İstanbul turizminin kalbi, tarihin kalbi.


Son dönemlerde Sultanahmet çevresinde peyzaj düzenlemeleri yapıldı ve sürdürülüyor. Önce Hipodrom düzenlendi. Daha önce asfalt olan zemin kazındı, taş döşendi. Kısmen yeşil alan olan kısımlar değiştirildi, bir kısmı betonlaştırılarak beton oranı iyice arttırıldı. Muhtemelen rahat gezilmesi istendi. Anlamadığım biçimde bazı taşlar arasında boşluklara rastladım. Birileri düşüp bir yerlerini kırmadan onun çözümünü getirmeyeceklerine de şüphe yok.


Sonuç bence bir felaket oldu. Olabilecek en kötü peyzaj uygulandı. Dikilitaş, Örme Sütun ve Alman Çeşmesi çevresi ve daha önce aynı zamanda yol olan sağlı sollu bölüm tamamen betonlaşmış oldu. Aylarca süren çalışmalardan sonra herhalde iyi bir sonuç olacak beklentimiz boşa çıktı. Bir şey yapılıyorsa en azından eskisinden iyi olmalı değil mi?

İnşaat döneminden fotoğraflar:





Tabii ki bu kesmedi. Örme Sütun da bu arada restorasyona alındı ve bir çeşit sıvandı. Bugün yapılmış bir eser gibi duruyor şimdilerde.


Sonra  bir gün bir baktık, Sultanahmet Parkı inşaat alanına dönüşüvermiş. Hani şu havuzun olduğu alan. Aslında hazırlıklardan tahmin etmeliydim. Aylar evler parkın Ayasofya önünde bulunan duvar yıkılmıştı. Çevresini kapatmışlar, içine kepçeleri sokmuşlar. Çalışmalardan anladığımız kadarıyla burada da bir betonlaştırma operasyonu düzenlenecek.



Beton diyoruz, güzel kesilmiş, özel granit görünümlü taşlar döşeniyor. Taşlara laf yok, hakikaten güzel. Ama güzeli kullanmayı da bilmek lazım be Sayın Topbaş! Sultanahmet'i mahveden belediye başkanı ünvanını ben size verdim bile.


Mimarlarınız, bürokratlarınız hiç mi bakmadı eski fotoğraflara. Belediye yayınları var, kimse okumuyor, bakmıyor mu sahi onlara!


En azından şu fotoğrafı gören birileri olmalıydı çevrenizde.



Silüetini Yerim İstanbul!


Yahu bir silüettir gidiyor: Silüeti bozuyormuş. Siz ey bu şehrin sidiklileri. İstanbul'un. O silüeti bozan yapılarda oturmak için neler vermezdiniz değil mi? Hani manzarası da güzel. O çevrenin diğer yığınları arasından geçip bu modern mabedlere girmenin bünyenizde yaratacağı asaleti hissedince nasıl da keyiflenirdiniz. Üst katlarından nasıl da güzel bir manzarası olur kimbilir? İstanbul'un, tarihi yarımadanın. Sadece sizin sahip olduğunuz.


Bozulmuştur İstanbul, siz bir şey yapmadınız, çevrenizdeki kimse de bir şey yapmadı. Hep onlar bozdu. Hep başkası. Siz enbidürüst, çevrenizdeki herkes enbidürüst, onların çevresindekiler de enbidürüst. Herkes enbidürüst ama tüm bu enbidürüstlüğe rağmen nasıl oluyor da bozuluyor herkes şaşkın!


Belirli bölgeler vardır ki artık sahibinin keyfine bile bırakılamayacak kadar mühimdir. Arsanın sahibi olmak, malın sahibi olmak serbest kullanım hakkını da vermemeli. Hatta o sahipliğin keyfi aynı zamanda ve gerektiğinde çileden çıkartacak kadar sıkıntılı da olabilmeli. Tarihi silüet ve çevresi işte bu sahiplik alanlarından en mühimidir.

Bize kahramanlar lazım değil, bize yiğitler lazım. Kahramanı sahte de olsa bol olan bir memleketin insanıyız. Yiğitlerimiz masallarda kaldı. Köroğlu nerede?


Ancak bir Köroğlu gelecek ve bu şehre el atacak. Köroğlu ve onu benimseyenler bu şehri vandallardan, vandallara hizmet eden kuruş peşindeki yalakalar ve saftiriklerden temizleyecek.


İşte o Köroğlu tarihi silüeti yeniden ihdas edecek. "Photoshop"lanmış gibi pırıl pırıl hale getirecek. Sultanahmet, Süleymaniye çevresini adamakıllı yeniden şekillendirecek. Rant peşinde koşanları üzecek, hak sahiplerini mağdur etmeyecek. Rant yaratmak adına değil, olması gerektiği için yapacak düzenlemelerini. Yiğitliğin ilke sahipliği olduğunu da gösterecek.


Evet, şimdi o yiğidi arıyoruz; yoksa "aradığınız er kişi benim" diye ortaya çıkıveren "-mış gibi durup sırıtan" tipleri değil.


*Fotoğrafta gördüğünüz binalar Sultanahmet silüetine Sultan Ahmet Camii arkasından giriyor. Salacak civarından çekildi. Aynı binalar Boğaz Köprüsü tarafından bakılınca Süleymaniye Camii'nin arkasına da giriyor. Çeşitli konumlarda hakeza Ayasofya ardında da. Eğer bir yiğit bunları traşlamazsa, ortama girecek cesur(!) insanlar yenilerini de konduracaklar şüphe olmasın.


Meraklısına: http://istanbulsahipsizdegil.org/